Okunması şart makaleler:


Bir süredir Facebook'ta daha aktifim, oradan takibe alın kaynatasızlar.

29 Ağustos 2011 Pazartesi

UFO Palavrası, Medya ve Siyonist Yapılanma

Selam kaynatasızlar.

Uzun bir yazı olacak, alın son playlist'imi göndereyim size, bir dev hizmet daha ehehe: http://sikkofield.fizy.com/p/babayunamu

Bazen gelip "olum niye anlatıyosun bunları, amacın ne lan" diye soruyosunuz ya bana, açıklayayım. Şimdi bu yazıdaki cümleler sırasıyla D, O, M, A, L, I, N, harfleriyle başlayacak. Okurken siz bunu farketmeyeceksiniz ama ben sübliminali verecem beyninize. Ve günü geldiğinde de hepinizi sıraya dizecem, tek amacım budur. Şimdi yazıya geçebilirim ehehe.

"Internet should have never existed" (Internet asla var olmamalıydı)

Bu söz kimindir biliyor musunuz? Bu söz Jay Rockefeller'a aittir (meraklısına kanlı canlı video'su da aha burada). Şu bir gerçek ki eğer Internet olmasaydı asla bu kadar kişi bu herifler hakkında bilgi sahibi olamayacaktı. Konuyu bilenler ya en fazla İlhami Soysal gibi bir kitap yazıp işkenceler görüp susturulmak istenecekti, ya da bildiklerini en fazla kendilerine saklayıp 3-4 dostuna anlatabileceklerdi. (bu arada acaba d, o, m, ile mi başlıyo diye cümlelerin baş harflerini kontrol eden olduysa onun ta kafasına sıçayım)

Yani diyeceğim o ki, büyük bir imkânınız var. Hem kendiniz hem başkaları için değerlendirin bunu. Internet büyük nimet, fakat nasıl nefes almak bizde refleks haline geldiği için bu mükemmel olayın kıymetini anca astım hastası olanlar daha iyi biliyorsa, biz de hayatımızla bu kadar iç içe olan internet'in aslında ne denli büyük bi olay olduğunun farkında değilmiş gibi hareket ediyoruz. Ama farkında olun. Sadece porno ve facebook için kullanmayın şu amına kodumun internet'ini. Zira bu adamlar (misal Rockefeller) bile çekiniyorlar internet'in bu konudaki gücünden.

Yoksa sizi BBC'de, CNN'de, Kanal D'de ve bilimum büyük kanallarda bu konular hakkında bilinçlendirmeyecekler. Bu kanallarda size gerçekleri değil, bilmeniz gerekenleri anlatacaklar. Rockefeller ve Rothschild ailelerinden bahsetmeyecekler bu kanallarda. Büyük kanallarda son yıllarda kaç kere "Ufo diye bir şey yok, yalandır, kurmacadır" konulu bir haber ya da program seyrettiniz? Peki yine bu büyük kanallara bağlı gazetelerde kaç tane Ufo diye bir şeyin "olmadığını" savunan bir haber okudunuz? Hasbelkader birkaç tane... O da muhtemelen o haberi hazırlayan ya da yazıyı yazan gazetecinin insiyatif kullanarak hazırladığı bir haberdir. Yoksa medyanın UFO hakkında genel tutumu şudur: "New York'un Akçaabat köyünden UFO görüntüleri, ŞOKE OLACAKSINIZ!!!111BİR"

He amına koyayım he, şoke olacaz he.

Kaç kere Erol Bilbilik'i, Nihat Genç'i, Aytunç Altındal'ı bu büyük Türk kanallarında konuşurken gördünüz? Araştırmacı Aytunç Altındal, Ruhat Mengi adlı gazeteci ile program yapıyordu Star Tv'de ve geçen sene elimize şöyle bir haber ulaştı: "Star TV’nin en çok izlenen programlarından biri olan, aldığı ratingten çok içeriğine dönük eleştirilerle gündeme gelen "Ruhat Mengi ile Her Açıdan’’ yayından kaldırıldı." (link burada)

Olur öyle.

Kaldırırlar.

Peki bu yukarıda saydığım 3 ismin (Erol Bilbilik, Nihat Genç, Aytunç Altındal) en belirgin ortak yanlarını sayayım mı size?
  • Biraz fazla gerçek konuşurlar.
  • Genelde Ülke Tv, Avrasya veya en fazla Sky Turk gibi seyirci kitlesi kısıtlı kanallarda konuşturulurlar.
  • Toplum tarafından "deli, komplocu, hayalperest" olarak bilinirler.
Evet bu adamlar delidir, Aydın Doğan akıllıdır.

Bu adamlar düzenin karşısındadırlar, bu sebeple bu adamlar delidir.

Aydın Doğan ise size seyretmenizi uygun gördükleri şeyleri seyrettirir, en fazla haberdar olmanız gereken haberlerden sizi haberdar eder, akıllı bir adamdır.

Başını Rothschild ve Rockefeller'ın çektiği elit aileler 20. yüzyılın başlarında ABD'yi nasıl kontrol altında tutabiliriz sorusuna çözüm aramak için toplandıklarında, bunun cevabının "medya" olduğunu biliyorlardı. Bu sebeple ki henüz 20. yüzyılın ilk yıllarında ABD'nin tirajı en yüksek ilk 20 gazetesini satın aldılar. Kimi ülke genelinde, kimi eyalet bazında yayın veriyordu bu gazetelerin. Formül tabi ki de başarılı olunca bunu zaman içerisine yaydılar ve ilerlettiler. Tüm dünyadaki belli başlı medya kuruluşlarını zamanla ele geçirdiler.

Bu medya kuruluşları telkinle işler.

Diyelim X diye bir olay/durum/fenomen var. Eğer bu X'in insanlar tarafından bilinmesi istenmiyorsa, telkinler ve emirler kukla medya patronlarına ulaşır. Artık X'le ilgili sivri birkaç gazeteci dışında kimse haber yapamaz.

Ya da Y diye çift başlı bir durum vardır. Çift başlıdan kastım, çeşitli yorumlara açık bir durumla karşı karşıyayızdır. O zaman yine bu Y ile ilgili telkinler verilir medya patronlarına, ve Y ile ilgili hep tek yönlü haberler yayınlanır medyada. Mesela UFO haberleri bu kategoriye CUK diye uyar.

Geçti mi süzgeçten? Geçmediyse de geçirecez, relax...

Medyanın son yıllardaki en büyük görevi "UFO'lar var ve bugüne kadar bizden gizlendi :(" ve "işte o UFO'lar!!" kisvesi altında insanlara ufaktan ufaktan UFO inancını aşılamaktır. Medya dediysem sırf haber kanallarıyla değil tabi ki, her yönüyle. Bakın her UFO haberi yayınlayan gazeteci pisliktir, satılıktır demiyorum. Fakat ortaya böyle bir ateş atıldı, telkinler bu yönde ve buna uyulmakta. Kimileri bilinçli, kimileri kime maşa olduğunu farketmeden gidiyor bu Ufo rüzgarının peşinden.

Şimdi gelin "bilinçli" olarak bu işi başlatanları bulalım.

Bu ateş ilk ne zaman atıldı biliyor musunuz? Ya da ilk demeyelim tabi, uzun yıllardır var bu muhabbet. Fakat bu alevin son yıllarda en fazla harlanması, 1993'te başlatılan Ufo Disclosure Project (Ufo İfşa Kampanyası) ile oldu. Kendileri National Press Club (Ulusal Basın Kulübü) ile ortak çalışırlar ve bu sayede seslerini kolayca duyurabilmekteler.

Bilgilendirme: Şu adreste ikamet eden bir de siteleri vardır ve fotoğraftaki Steven Greer adlı abimiz konuşur konferanslarında. Kendisinin tek amacı "insanları Ufo gerçeği hakkında bilinçlendirmek"tir. Konferanslarında birçok emekli yüksek rütbeli asker, emekli pilot veya emekli Nasa çalışanını Ufo görgü tanığı olarak çıkartır. Saatler süren seminerler verir, görgü tanıkları kimi zaman birbirleriyle kel alaka şeylerden bahsederler. İtiraf ediyorum oturup birkaçını seyrettim bu seminerlerin ve sonuç; kafam sikildi. Eğer temeliniz sağlam değilse bulaşmayın derim, zira etkilenebilirsiniz anlattıklarından (sığırlara diyorum). Adam beyin fırtınası yaratıyor bu konuda, bizim Ufo'cu Haktan'dan çok daha felsefik ve karmaşık yaklaşıyor olaya, he ama felsefe tabi ki yine aynı: New Age. O kısmından bahsettik bugüne kadar, yine bahsedecem ilerleyen kısımlarda.

Peki bu projenin arkasında kim var öğrenmek istiyor musunuz? Götümden atıp tutmayacam, delillerim var tabi ki, gel buraya evladım iyi dinle.

Yıl 1993, her ne hikmetse meşhur Rockefeller ailesinin bir ferdi olan Laurance Rockefeller, yaşlılık döneminde UFO'lara merak salar.

Anasını satayım bizim yaşlılar en fazla seramik kursuna gider, ebruya merak salar, onlar da en entel yaşlılarımızdır ha, ama elin ihtiyarı durup dururken Ufo'larla ilgilenmeye başlıyor, sanarsın Jetgiller ailesi koduklarım... Neyse.

Şimdi delilleri sıralıyorum şekerler, ayık olun.

Bu Ufo İfşa Projesi (Disclosure Project) bizzat ABD hükümeti ve Rockefeller tarafından finanse edilir. Finanse edilmekle kalmaz, bizzat onlar tarafından yürütülen bir "bilinçli ifşa" çalışmasıdır.

Şimdi şu 1 saatlik video'ya bi bakın demeyecem, siz psikopat değilsiniz bakmayın, döküman olsun diye link'ini verecem: http://www.youtube.com/watch?v=f0oLJNfs_rM&feature=player_embedded#!

Bu seminerde, Disclosure Project'in lideri ve kurucusu Dr Steven Greer'in "When i put these briefings together laurance Rockerfeller was hosting the Clintons at his ranch..." dediği bir bölüm var, burada anlattıkları aynen şunlardır, üşenmeden okuyun (çeviri için İsa ve Kemal'e sonsuz teşekkürler)

"Ben bu briefingleri bir araya koydugumda Laurance Rockerfeller çiftlik evinde clintonları ağırlıyordu. Şu bildiğimiz eski Rockerfellerlar... Laurance gerçeğin ortaya çıkmasını istiyordu ama kardeşi David Rockerfeller (Chase Manhattan bankın sahibi) istemedi, hala da istemiyor. Laurance Rockefeller ailenin filozofuydu. zamanında Mcdonnell ile Princeton a gitmişti. Bildiğimiz Mcdonnell Douglas Havacılığın kurucusuyla.. .Laurence bunu düzeltmek istedi ama çevresi onun tüm parasını klozete atıp sifonu çeken CIA den insanlarla doluydu. Ama o gün  Clintonları çiftliğinde ağırlarken ,bizim bir araya koyduğumuz materyallerin üzerinden giderken, Hillary Clinton ayağa kalktı. Ve durun dedi; "daha fazla duymak istemiyoruz, bu çok tehlikeli". 1998 de anladım ki ne meclis ne başkan ne de birleşmiş milletler genel sekreteri boyunlarını bunun altına koymayacaklardı. Bu onlar için çok riskliydi. Bu yüzden disclosure Project'i hayata geçirdik."

Neymiş?

Laurence Rockefeller ailenin iyi çocuğuymuş ve bu Ufo olayını aydınlatmak istiyormuş. Kardeşi David Rockefeller ise istemiyormuşmuş.

Yani Laurence Rockefeller iyi polis, David Rockefeller kötü polis rolündeler. Rıza Baba ve ekibi yine iş başında anasını satayım.

Bu kampanyanın kurucusu, gönül dostu ve sevgi kelebeği Steven Greer, Rockefeller ile olan dostluğundan sık sık bahseder.

Rockefeller'lar, dönemin ABD başkanı Clinton'lar, McDonnell ve Birleşmiş Milletlerden üst düzey kişiler... Hepsi bu Disclosure Project'ten haberdarlar, hatta haberdarını yemişim, onlar yürütürler bu işi.

Gel şimdi devam ediyoruz.

Tarih 23 Mayıs 1995. Bill Clinton, bizim uzaylı Laurence Rockefeller'ı Beyaz Saray'da ağırlar. Görüşme sebepleri ise tahmin edeceğiniz gibi Fenerbahçe'nin şike davası falandır. Lan olum siktirin gidin, Ufo konu Ufo...

Ardından Ağustos 1995'te Laurence Rockefeller, Ufo hususunda görüşmek üzere Hillary Clinton'ı Wyoming'te ağırlar. Buyrun efendim az aşağıda onlar da... Götümden uydurmuyorum bu fotoğrafları, internet diyorum, güzel şey diyorum, siz de bulabilirsiniz gayet.

Ağustos 1995, Wyoming.

Hillary teyzenin elindeki kitaba zoom yapalım mı?

Hilary Clinton'ın elinde taşımakta olduğu kitap...

...Paul Davies'in "Are We Alone?" (Yalnız mıyız?) adlı kitabıdır. Kapaktaki göz ise, bu UFO YALANINI ortaya atanların, yine kimlerin iş başında olduğunun, ufak bir işaretini veriyor bizlere. Sığır olanlara başka tabi.
5 Eylül 1994, Laurence Rockefeller'dan John Gibbons'a Ufo'lar hakkında yaptıklarından dolayı bir teşekkür mektubu.
4 Ağustos 1995, Jack Gibbons'tan Clinton'a bir teşekkür ve rica metni. Mektubun başlığı ise "Laurence Rockefeller'ın Araştırmaları". Rockefeller'ın ricalarını iletiyor kendisi Clinton'a.

Ve bu adreste, Ufo İfşa Kampanyası'nı yürüten Rockefeller, Clinton ve çeşitli senatörler arasındaki al gülüm ver gülüm mektuplarından bazılarını görebilirsiniz: http://www.paradigmresearchgroup.org/Rockefeller%20Documents/Rockefeller_Initiative_Documents.htm#OSTP

Ufo ifşa kampanyasını "gönüllü" olarak yürüten sevgi pıtırcıkları arkadaşlar kendileri yayınlıyor bunları zaten, pek matah bir bokmuş gibi.

UFO işinin içinde, en derininde kimlerin olduğunu görüyor musunuz? Bugüne kadar UFO inancının felsefi boyutunu ve tek bir dünya devletine zemin hazarlama aracı olarak kullanılmak istendiğini anlatmıştım sizlere. Şimdi bu PALAVRALARIN kimler tarafından ortaya atıldığını daha net görebiliyor musunuz?



Rockefeller'ın, Clinton'ın, ABD senatörlerinin, sizleri büyük bir yüreklilikle bilinçlendirmek istediklerini mi düşünüyorsunuz?

Polyanna'nın babası mı sikti lan sizi?

Bu Rockefeller denen adamın sokağa atacak tek bir kuruşu bile yoktur, parasını lüzumsuz işlere harcar mı bu adam? Bu adamlar "vitrinlik" hikayeler anlatırlar size, ucunu gösterirler ama asla elletmezler. Bunların kapak hikâyelerine aldanmayın.

Büyük dolap dönüyor canlar. Ufo'nuza sıçarım sizin, ha patır patır sıçarım sizin o Ufo'nuza.

Bir insanı, çok uçuk da olsa bir şeye inandırmanın en etkili yolu, onu defalarca kafasına kakmaktır.

Her gün aynı şeyi tekrar edersen bir insana, bir süre sonra aklında yer eder.

"Ufo gördük", "aha Ufo çıktı" haberleriyle bize yapılmak istenen de budur.

Yakın tarihte, bizim medyamızda, sırf Hürriyet'te çıkan haberlere bir bakalım.

Hürriyet, 03.08.2011 - http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/ShowNew.aspx?id=18400971

Hürriyet, 01.08.2011 - http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/ShowNew.aspx?id=18388121

Yukarıdaki haber bu haberin aynısıydı, farklı manşetlerle tekrar tekrar verin aynı haberi anasını satayım, sorun yok... Hürriyet, 31.07.2011 - http://webtv.hurriyet.com.tr/2/19985/0/1/bilim-dunyasini-sarsan-iddia.aspx


Hürriyet, 30.07.2011 - http://webtv.hurriyet.com.tr/2/19959/0/1/canli-yayinda-ufo-panigi.aspx

Hürriyet, 18.07.2011 - http://webtv.hurriyet.com.tr/2/19258/0/1/ayni-gunde-iki-defa-goruldu.aspx

Ahahaha bu haber favorim. İzmir'deki "gezici Ufo müzesi"ni izlemeye gelmiş bizim Ufo'lar, "bakalım nasıl çıkmışız hacu" diye kendilerini seyretmeye gelmişler heralde. Hürriyet, 12.07.2011 - http://webtv.hurriyet.com.tr/2/19006/0/1/bu-kez-izmir-de-ortaya-ciktilar.aspx

Eh çok var böyle haber piyasada, sonu yok. Peki tarihler arasındaki yakınlıklar dikkatinizi çekti mi?

Ve daha bunun Milliyet'i, Sabah'ı, Radikal'i, NY Times'ı, Bild'i, The Sun'ı, BBC'si, CNN'i de var...

Farkında olmasanız da köşe aralarına, haber aralarına, Ufo'ları sıkıştırıyorlar sürekli. Hollywood filmleriyle, Mtv klipleriyle de pekiştirilerek bu Ufo inancı yeni jenerasyona benimsetilmek isteniyor.

Ve Ufo'ların olduğunu savunanların, bu Ufo ifşa projesine inananların tavırları da şu: "ulan yıl olmuş 2011, uyumayın beee, Ufo'lar var işte, bizi kandırıyolar, salak mısınız siz :(((".

Lan olum, heyecanlı Ufo'cular, asi ergenler... Sikimin dışıyla vururum sizin suratınıza.

Bak şimdi bak, Ufo haberine bak, Nasa'nın raporuymuş hem de bu, hastasıyız:

"Yakın tarihte olmasa da ileride bir gün uzaylılar ve insanoğlu mutlaka karşı karşıya gelecek" diye de ekliyorlar haberin devamında. 19 Ağustos 2011 - http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/ShowNew.aspx?id=18527374

Ulan ne hikmetse bu ağzına sıçtımın Ufo'ları milyonlarca yıl beklediler, tam insanoğlu teknolojiye ve kitle imha silahları üretebilecek sanayiye sahip oldu, o zaman dünyayı istila etme kararı verdiler.

Lan amına kodumun malları, uzaylı dediğin ve yüksek teknolojisiyle dünyamızı ziyarete geldiklerini iddia ettiğin elemanlar dünyaya ihtiyaç duysa bu işi binlerce yıl önce bitirirdi. Cilalı taşta inerdi Mezopotamya'ya, ortalığı ışına boğardı, dünyayı da yönetirdi. Orta çağda inerdi, Roma'da bi iki ışık çıkarırdı, millet aha İsa geldi diye delirirdi. Neden bu amına koduklarım 21. yüzyılı veya sonrasını beklediler arkadaşım? Dur şu insanoğlu bize karşılık verebilecek güce sahip olsun gelişsin de, ağız tadıyla bi savaş edek amunagoyum diye mi beklediler?

Mazoşist mi lan bu uzaylılar?

Olum, bakın açık konuşuyorum, dünyamızı ziyaret eden uzaylılar yok. Yok ulan, Allah belanızı versin ki yok. Hadi diyelim ısrarcısınız, içinde uzaylıların olduğu Ufo'ların Dünya'da dolaştığına inanıyorsunuz, öyleyse bari şunu unutmayın: Böyle bir olay varsa bile bunu büyütecekler, kullanacaklar. Fake bir uzaylı istilası mı olur, başka şeyler mi olur, müneccim sikmedi götcağızımı o sebeple bilemiyorum, fakat bu olayı kullanacaklar.

Bak şimdi Hurriyet'in arama motorundan elde ettiğimiz veriler bunlar, yıllara göre "UFO" haberleri:

Yıllara göre
201064
200989
200853
200735
200617

Eğer ultra sığır değilseniz farketmişsinizdir her geçen yıl bu Ufo haberlerinin katlanarak arttığını...

Sanarsın her mahallede bir Ufo var anasını satayım, sanarsın Akp kömürün yanında 2 koli uzaylı dağıttı her eve, lan bu ne heyecan? Fol yok yumurta yok, neler oluyor size be sığırlar?

O sebeple ki mal olmayın.

Televizyonda gördüklerinizin yarısına inanın, fazlasına değil.

Televizyon size gerçeği anlatmaz, medya size bilmeniz gerekenden fazlasını anlatmaz.

Bugün sizi Ufo'lara inandırmaya çalışan medya daha önce neler yaptı biliyor musunuz? Ufo muhabbetine az mola verelim, 1997'ye gidelim. 28 Şubat olaylarına...

Daha önce de link'ini vermiş olduğum şöyle bir video vardır: http://www.youtube.com/watch?v=BiOeiEgVISk

1997 yılında piyasaya düşen bu haberde Türkiye'deki mason localarına ait ayin görüntüleri vardır. Bu görüntüler 1997 yılında tam 1 hafta boyunca Kanal 7 tarafından verilir. Link'ini verdiğim videoda konuşmaların daha iyi anlaşılması için dublaj yapılmış, dublajsız kaydı da mevcut. Geçen yıllarda şu mason locası üstadı elemanın katıldığı Teke Tek programında yayınlanmış bi kısmı: http://www.youtube.com/watch?v=fCzwruJZvAE&feature=related

Burası Türkiye'de bir mason locası.

Hani şu pis, yobaz, tukaka, her dediği yalan olan Kanal 7 var ya, he işte sadece onlar yayınladı bu görüntüleri... Yobazsa yobaz, çok da sikime, 1997 yılında bu görüntüleri sadece Kanal 7 verdi. He tabi bu onları kahraman yapmaz, kendi işlerine gelmeyen bir haber olsaydı onlar da onu yayınlamayacaktı sonuçta. Fakat şu durumda Sezar'ın hakkını Sezar'a teslim ederim ben arkadaş, eyvallah.

Peki aynı günlerde Kanal D bize gece gündüz hangi haberleri seyrettirdi hatırlıyor musunuz?


Müslüm Gündüz denen beş para etmez tarikat liderinin görüntüleri ve haberleri konuşuldu bu medyada...

Hem de haftalarca...

Yıl 1997...

Dünyada ilk kez bir mason locasına ait ayin görüntüleri piyasaya düşmüşken, sevgili büyük kanallarımız bize kıçıkırık tarikat şeyhlerinin haberlerini izlettirdiler. "Bakın bakın pis İslamcı yobazlar neler yapıyor" diye aynı haberleri günde 500 defa önümüze koydular.

Yani Barcelona'lı Messi sakatlanıyor, ama bize Tavşanlı Linyitspor'un sol açığı İhsan ile ilgili haberler izlettiriyorlar, o hesap.

Hem mason localarında yenilen haltları örtbas ettiler, hem de İslam'ı böyle aşağılık herifler üzerinden tanıtıp "irtica" korkusuyla insanları ve bilhassa gençleri bir kez daha dinlerinden soğuttular. Bir taşla kuş sürüsü, hey maşallah...

Devamı ise malum. O yıllarda iktidarda Refah Partisi vardı, "irtica" diye suni bir düşman hedef gösterildi Türk milletine. Postmodern 28 Şubat darbesi ile de kurtulduk bu pis yobazlardan, ülkece mutluluğa erdik.

Acaba?

28 Şubat masonik bir darbedir. Üst dereceli masonluk tarafından hazırlanmıştır. Türkiye'deki masonluk ise bu talimatları dışarıdaki biraderlerinden almıştır. Yoksa bizim masonların kendi başlarına verebileceği en önemli karar "şuraya bi Rotary kulüp kursak mı laa?"dan öteye gidemez.

Fransa Yüce Mason Konseyi'nden, dönemin Türkiye Büyük Loca Üstadı Necip Arıduru'ya bir mektup yollanır. Bunu götümden uydurmuyorum, arayın bulun internet'te o mason mektubunu. Size televizyonda asla gösterilmeyen o mektupta yazılanlar, Türk masonlarına yapmaları için emredilenler, 28 şubat darbesi sürecinde bir bir bu memleketin başına gelmiştir. Medyanın da gazıyla bu memleket, yeldeğirmenlerine savaş açan Don Kişot edasıyla şişirilmiş bir irtica balonuna karşı savaş açtı 1997'de.

Türkiye'deki masonluğa yine değinecem bu yazıda fakat şimdilik şunu söylemek istiyorum; Türkiye'ye irtica gelemez abicim. Türkiye, İran olamaz. Hele hele 3-5 tane yarım akıllı şeyh istedi diye bu ülkeye gökten kemik yağmaz, içiniz rahat olsun. Din üzerinden insanları sömüren, bu işten KÂR ve STATÜ kazanma peşinde olan pislik tarikat şeyhlerini savunmuyorum, başka yerlere çekilmesin anlattıklarım. Onlar ayrı pisliklerdir, hem de insanların inançlarından soğumalarına vesile olacak kadar aşağılık heriflerdir. Fakat cürümleri nedir ulan bu heriflerin? Ne sanıyosunuz siz bu herifleri?

Bu ülkenin başındaki "asıl" felaket onlar olamaz, o kadar uzun boylu değiller.

Size tek derdimiz oymuş gibi yedirdiler yıllarca. Hedef şaşırttılar.

Fakat esas düşman siyonizmdir.

Bunu asla unutmayın.

Neyse, medya ile devam edelim. Yine Aydın Doğan efendinin medya kuruluşları vasıtasıyla yapılmış bir anektodu aktarayım sizlere...

Yıllar önce Türkiye'ye Hürriyet, Hugo'nun bilgisayar oyununu dağıttı. Belki haberiniz vardır bu olaydan, fakat asla küçümsenecek bir mevzu değil. Ben susacam, sadece bu oyundan kareler gösterecem, buyrun:

Bunlar konuşma metni olarak geçiyor oyunda.

Türkiye haritasına dikkat.




Görüyor musunuz oyundaki Türkiye haritasını?

Tekrar bakmak ister misiniz?


Nedense doğu bölgemiz komple silinmiş haritadan, bak sen şu işe...

Bizim Hugo görmeyeli bölücü terör örgütü üyesi olmuş heralde. Düştüğünde cama vurup "Tık tık tık, heeey nereye molotofluyoruz? Demokrasi, barış, kardeşlik lilililililililililili" demediği kaldı pezevengin.

Bu oyunu ilkokul çağındaki çocukların oynamış olduğunu hatırlatmama gerek var mı?

Hürriyet gibi bir gazete, sizce bunları gözden mi kaçırdı?

İstemeden mi oldu bunlar?

He he.

He Polyanna'm benim he. Valla malesef Aydın Doğan gözümde o kadar da iyi niyet kredisi barındıran bi şahıs değil.

O dönemde Aydın Doğan'la kapıştıkları için, aynı haberi Show Tv de veriyor, buyrun: http://www.youtube.com/watch?v=FyiWW6CTZi0

Tabi bu Show Tv'yi de kahraman yapmaz, yine aralarındaki husumet sayesinde bizler haberdar ediliyoruz bu durumdan.

Bir anektod daha aktarayım mı yine Aydın Doğan efendi ile ilgili?


Bu bir Aydın Doğan ödülüdür. Şurada ikamet eder: http://www.aydindoganvakfi.org.tr/TR/InternationalCaricature.aspx

Bi şey ima etmedim, sadece göstereyim dedim.

Genel kültür olsun diye...

Lazım olur bu bilgiler ileride...

Ve kimse "artık Aydın Doğan emekli oldu yeeaa" aynştaynlığı yapmasın gelip de bana. Bu telkinleri veren adamlar sistemlerini bir kuklaya endeksli oluşturmazlar... O kadar aptal değil bu herifler. Aydın Doğan gider, başkası gelir, fakat sistem aynıdır.

Diyeceğim o ki, kimlere para kazandırdığınıza dikkat edin.

Kimlerin gazetelerini aldığınızın farkında mısınız?

Kimlerin televizyon kanallarını seyrediyorsunuz?

Çocuklarınıza neleri seyrettiriyorsunuz?

Disney'i de anlatacaz başka bir yazıda Allah kısmet ederse, onları da anlatacaz...

Şu diyeceğimi unutmayın: Gelişen teknoloji, medya ve televizyon ile bu adamlar 100 yılda yapacakları dejenerasyonu, artık 5-10 yılda yapabiliyorlar. Artık insanları çok daha hızlı yozlaştırıyorlar. Hem de kitlesel halde, absürd ve iğrenç olayları bile normal karşılar hale getiriliyoruz zamanla. Ama siz o hale gelmeyeceksiniz, uyanık olacaksınız.

Ayık olun, seyretmeyin şu adamların kanallarını. Bana kalsa televizyonu da açmayın derim de neyse. Geçen tatilde hasta olduğumdan bikaç gün mecbur televizyon seyrettim, lan bi baktım hala Nilgün Belgün'ün "vre kalimera napor bu sozuk?" diye rum taklidi yaptığı diziler oynatılıyor ehehe. La olum, hiç mi gelişmediniz şu geçen süre zarfında ya?

Şimdiye kadar anlattıklarım bazılarınıza kesin saçma gelmiştir. Ne de olsa Kanal D yazmıyor bu blog'un sol üst köşesinde ya, bir güvenilirliği yok, doğruları anca onlar anlatır... Be hey sığır evladı, sana televizyonda bir bok anlatmazlar. Bir avuç sivri gazeteci vardır, birkaç tane kendi halinde tırt reytingli televizyon kanalı vardır, gerisini at çöpe.

Ulan Mehmet Ali Birand gibi bir adamın haber spikeri olması bile bence birtakım şeylerin ispatı lan. (espriydi bu sığır)

Peki gözüyle görmedikten sonra hiçbir şeye inanmayan, sevgili çok rasyonel düşünen, aydın ve elit sığırlarımız... Size bir matematik problemi soracam gelin. Selam ben Ahmet Buhan, naber? Ehehe.

Bu tablo IMF verilerinden alınarak oluşturulmuştur. Her zamanki gibi bunu da ben kendi götümden uyduruyorum di mi, buyrun bakın:

Ülke
Kamu Borcu
(milyar $)
Kamu borcu/GSYH
(%)
Notu (S&P):
1- Japonya
13.390
229
AA-
2- Yunanistan
487
152
CC
3- Jamaika
22
137
B
4- Lübnan
57
134
B
5- İtalya
2.702
120
A
6-İrlanda
250
114
BBB
7-İzlanda
15
103
BBB
8-ABD
15.154
100
AAA
9-Belçika
501
97
AA
10-Singapur
255
93
AAA
11-Portekiz
220
91
BBB
12-Fransa
2.483
88
AAA
13-Kanada
1.472
84
AAA
14-İngiltere
2.066
83
AAA
15-Almanya
2.904
80
AAA
TOPLAM:
41.978


(Nisan-2011-IMF verileri)

Özet geçeyim, bu 15 ülkenin toplam kamu borcu yaklaşık 42 TRİLYON DOLAR'dır.

Dünyadaki tüm ülkelerin borçlarını topladığınızda bu sayı 60 trilyon $'a dayanıyor.

Ve sizce dünyada borcu olmayan kaç ülke var? Tam sayısını bilmiyorum, fakat bir elin parmaklarını geçmiyorlar. O borcu olmayan ülkeler de Rusya veya Çin gibi süper güç olmaya aday ülkeler değiller, onların da eşek yüküyle borçları var.

Dünyada kamu borcu olmayan ülkeler Liechtenstein ve Brunei felan gibi kendi halinde tırt ülkelerdir.

Ve tüm dünya doğal olarak Lihtenştayn denen şirinler köyüne de borçlu değildir.

O halde soruyorum size sevgili her şeyin doğrusunu bilen sığırlar: Bu dünya kime borçlu?

Kime lan?

Ulan tüm ülkelerin borçlu olduğu bir dünyada, bu borçlar kime ait Allah aşkına bir izah edin bana?

Jüpiter'e mi borçluyuz biz anasını satayım? Hayır.

Rothschild.

Rockefeller.

J.P. Morgan.

Yahudi bankerler...

Bunlara borçluyuz bunlara.

Bir 500 kere dedim bunu, gerekirse 5000 kere daha derim, yeter ki siz farkedin bazı şeyleri.

Hükümetlere değil kişilere borçluyuz. Çoğunluğunu yahudi kökenli bankerlerin oluşturduğu bu elit zümreye borçluyuz.

Sistem kapitalisttir. Zenginler daha fazla zengin olur, fakirler daha da fakirleşir, ve size "heey bakın ekonomi süpeeer" diye yutturulur. Fakat o gelen paralar hep bir avuç adamın kasasına girer, senin ya da benim değil.

Kimin kasasına girer mesela bu paralar? Türkiye'de fakirler daha da fakirleşirken, gittikçe daha zengin olanlar kimlerdir?

Kankalar: Lyons Brown, Rahmi Koç ve David Rockefeller. Cnm çok gzl çıkmşsnz yaaaaa :))))))9999

Rahmi Koç ve David Rockefeller. Bu fotoğraflar New York, Pierre Oteli'ndeki Hadrian ödül törenindendir.

Bu da konuyla ilgili bir sevgi pıtırcığı Milliyet haberi, Koç Ailesi kimlerden almış bu ödülü bakalım: http://www.milliyet.com.tr/Ekonomi/HaberDetay.aspx?ArticleID=1151267&aType=HaberDetay

Ne diyor haberde?

"Koç ailesi adına ödülü ABD’de iş dünyasının ve hayırseverliğin sembol isimlerinden David Rockefeller’in elinden alan Rahmi Koç..."

Hayırseverliğin sembol isimlerinden David Rockefeller mı?

Ahahahahahahahahhahahahahahhahahahahahahahaahahahhahahahahaha.

Körler sağırlar, birbirini ağırlar...

Rockefeller'ı da hayırsever yaptılar ya, vay anasını.

İsrail cumhurbaşkanı Shimon Peres'in (1994), sevgi kelebeği Barack Obama'nın (2009) Nobel Barış Ödülü aldıkları bir dünyada yaşıyoruz sonuçta, normaldir. Terörist propagandası yapan Roj TV bile Nobel Barış Ödülü'ne aday gösterildi, bunları unutmayın. Balık hafızalı olmayın.

Size neyi, nasıl tanıtmaya çalıştıklarını yine görebiliyor musunuz? Dayatmaları görebiliyor musunuz? 3500. defa görebiliyor musunuz? Siyahı beyaza boyayıp önünüze koyduklarını göremiyor musunuz?

Başka neler deniyor haberde?

"Rahmi Koç’u uzun zamandan bu yana tanıdığını belirten David Rockefeller, Koç ailesinin yaptıklarının çok değerli olduğunu, Türkiye’nin geleceğinde bu yardımların önemli rol oynayacağını söyledi."

Değerlidir tabi yaptıkları. Muhakkak öyledir, eminiz. Ben de CFR'nin Türkiye onursal başkanı olsam ben de değerli olurdum, dünya bu ya.

Haberin devamını okuyun, daha kimler kimler "hayırsever" diye kakalanıyor sizlere bir kendi gözlerinizle görün... Bu haber Milliyet'te de, HurriyetUsa'da da yayınlandı.

Teşekkürler Milliyet, "aydınlandık" sayende.

Hala bu adamlara para kazandırmakta ısrarcı mısın? Ne yapabilirim demeyeceksin salak herif, bu adamlar bu sistemi bir anda oturtmadı, e sen de bilinçlendin diye bir anda çat diye bozamazsın doğrudur. Sen de zamanla, kararlı tutumunla tavır göstereceksin.

Paranı nereye harcadığına dikkat edeceksin, nokta.

Dünyaya hakimiyet kurmak isteyen insanlar her zaman oldu. Dünya tarihinin neredeyse başından beri bu böyleydi. Firavunlar gibi, şimdiki bu siyonist jenerasyon da tüm bunların bir parçası.

Fakat dünya hiçbirine kalmadı. Firavuna da kalmadı, bunlara da kalmayacak, yeter ki sen Allah rızası için istifa et sığırlığından. İnsansın sen insan, azcık dik dur şu hayatta sana dayatılanlara karşı.

"Ama firavunlara karşı Allah Musa'yı gönderdi, Harun'u gönderdi, biz ne yapacaz?". Olum, ehehe. Bak sakın mehdi gelecek de, sonra bizi kurtaracak da, aman biz onu bekleyelim gibi şeylere bel bağlamayın. Kuran'da ne mehdinin geleceğinden, ne de mesihin geleceğinden bahsedilmez. Yok öyle şeyler... Kuran'da "Mesih" vardır, zira Mesih, İsa'nın adıdır. Yani gelip bizi kurtaracak bir Mesih kavramı yer almıyor Kuran'da. Ulan ya da neye inanırsanız inanın, senin dinin sana, benim dinim bana... Fakat inanıyorsanız da götünüzü yan devirip yattığınız sürece bir bok olmaz sizden onu söyleyeyim.

Artık peygamber gelmeyecek fakat şöyle bir durum var. En hoşuma giden ayetlerden de biridir:

"Onlar tuzak kurdular, Allah da tuzak kurdu. Ve Allah, tuzak kuranların en hayırlısıdır." - Ali İmran, 54.

Ehehe. Allah yine yaratır vesilesini abicim, yine dar eder dünyayı onlara. Sen yeter ki kendi üzerine düşeni yap, itin kopuğun sana dayattığını balıklama kabul etme.

Sen üzerine düşeni yaptıktan sonra, Allah yardımını senden esirgeyecek değil. Buna da "tevekkül" deniyor zaten.

Herneyse, medya ve Türkiye'den örneklerle devam edecem ama önemli bir hususu "tekrardan" belirtmem lazım.

Kaynatasızlar bakın, benim bu blog'da birtakım şeyleri "illuminati" başlığı altında yazmam önyargılı sığırları malesef itiyor, anlattıklarıma hayal ürünü gözüyle bakılıyor.

Illuminati yoksa bile, size bu dünyada %100 var olan şeyleri söyleyeyim. Çok az şey için %100 derim ve bunlar da o çok az şeyden birkaçı;

Bu dünyada siyonizm %100 var.

Kapitalizm %100 var.

Rothschild ve Rockefeller oluşumlarının dünyaya kurdukları bir hakimiyet %100 var.

Bunların maşa olarak kullandığı bir masonluk %100 var.

Varsın bu adamlar Illuminati adı altında buluşsunlar, varsın Mahmut ismi altında buluşsunlar, bir önemi yok. Bugüne kadar topladığım veriler beni Illuminati adlı bir oluşumun var olduğuna götürdü, eğer seni aynı sonuca götürmediyse bu yine de yazdıklarımın sikindirik uyduruk şeyler olduğu anlamına gelmez. 3500 tane şey anlattım bugüne kadar, belgesidir, video'sudur, tarihli resimi kaynağıdır, hepsini gözüne gözüne soktum. Bütün bunlar Luciferianist amaca sahip, hasta ruhlu elit ailelerin yedikleri boklardır. İsme bu kadar takılma.

İsme değil, öğretiye bak sen.

Böyle olunca hedef şaşırmış da olmazsın.

Illuminati dediğimiz oluşum siyonistlerin ve hasta ruhlu Luciferian'ların birliğidir. Düşman siyonizmdir. İblis ve yandaşlarıdır.

Yani burada anlattıklarım, medyamızın yaptığı gibi "bakın İslamcı yobazlar neler yapıyo" adı altında mason localarını aklama/unutturma çabası gibi bir şey değil. Ulan sana diyorum ki Illuminati yoksa siyonizm var, aynı bokun farklı renkleri bunlar, ismine takılma. Oldu mu gadasını aldıklarım?

Şimdi gelin, 2001 yılına dönelim bu sefer.

Üzeyir Garih cinayetine...


25 Ağustos 2001, yahudi iş adamı Üzeyir Garih, Eyüp Mezarlığı'nda ölü bulundu. Kendisi masondu ve bıçaklanarak katledildi. Üstelik arabası, Eyüp Mezarlığı'na yarım saat yürüyüş mesafesi uzaklıkta bulundu.

Milyar dolarlık bir iş adamı, soru işaretleriyle dolu bir şekilde bıçaklanarak öldürülüyor. Ve katil olarak medya bize tam 1 hafta boyunca "Deli Fuat" diye bi tinerci çocuğu gösterdi; tarih Ağustos 2001. Ondan sonra da bir asker kaçağı herife attılar suçu, o hapse girdi ve dosya kapandı.

Ulan milyar dolarlık adamın katilini arıyorsunuz, tinercidir, balicidir, ortalık it kopuktan geçilmiyor.

Sanayi Sitesi'nden Çolak Osman'ın katillerini mi arıyosunuz olum? Manyak mısınız lan?

Ne işi olur bu adamın tinerciyle? Anasına mı sövmüş tinercinin ne yapmış? Karagümrük'te kavgaya mı karışmış Üzeyir Garih, ne işi olur bu adamlarla?

Şimdi şöyle bir olay var, az mola verelim, bilgilendirme yapacaz;

Mason tokalaşması vardır bilir misiniz?

Örnek olsun diye mistır Obama'nın fotoğrafını koydum. Kendisi galiba gençlik yıllarında hobi olarak Banker Bilo'luk yapıyormuş, sıfata bak la ehehe.

Masonlar katıldıkları toplantılarda, bulundukları mekânlarda, karşısındakinin mason olup olmadığını yoklamak için çeşitli sinyaller gönderirler. Mason tokalaşması bunlardan biridir, tokalaşma esnasında karşınızdaki şahıs 3 kere elinize hafifçe vurarak sinyal yollar size. Sizden istediği cevabı alırsa, sadece bu yeterli değildir tabi ki. Tokalaştıktan sonra karşısındakinin el kol hareketleri dahi önemlidir ki bunları localarda defalarca pratik ederler işlerini sağlama almak için. Yani mason olmayan birinin, karşısındaki masona kendisini masonmuş gibi tanıtması biraz zordur. 2-3 kitap okuyarak yapılacak iş değil, localarına iştirak etmek lazım bunun için, zira tüm sırları afişe olmuş değil bu adamların. Özellikle bu türden sembolik hareketleri ve ritüelleri hala bir muamma.

Tokalaşma gibi, topluluk içinde eğer mason olmayan başkaları (hariciler) da varsa, masonlar kendi aralarında belli başlı cümlelerle iletişim kurarlar. "Sürekli doğuya gidersen ışığı bulursun", bu şifreli bir masonik sözdür. Eğer bulunduğunuz ortamda durduk yerde bu lafı söyleyen birisi olursa, anlayın ki muhtemelen civardaki mason biraderlerine bir şeyler izah etmek, sinyal çakmak istiyordur. Veya ortamda başka mason var mı diye yoklama çekiyordur.

Bunları neden anlattım? Şu yüzden;

İlhami Soysal bu konuda ciddi araştırmalar yapmış ve nedendir bilinmez (?) zamanında işkenceler görmüş bir gazetecidir.

Şimdi onun 1980'lerde basılan "Dünyada ve Türkiye'de Masonlar ve Masonluk" adlı kitabından bir alıntı yapacam sizlere. Üşenmeden okuyun:

"...Üstad toplulukta var olduklarını varsaydığı öteki biraderlerine seslenir: 


Dul kadının oğluna yardım yok mu?


Bir ustanın bu çağrıyı yaptığı yerde başka biraderler varsa, ustanın zorluğu ne olursa olsun giderilir. Kural budur, böyle bir çağrıya aldırmazlık edilemez..." - Dünyada ve Türkiye'de Masonlar ve Masonluk, Sf 42, Derin Yayınları 6. Basım

Bu kitap 80'li yıllarda yazıldı İlhami Soysal tarafından. Ve "dul kadının oğluna yardım yok mu" sözünün masonik bir çağrı olduğunu, masonlara özgü bir şifre olduğunu tek iddia eden de İlhami Soysal değil tabi ki, birçok kaynakta yer verilir buna. Dışarı sızmış bir bilgidir.

Peki 1980'den bir 21 yıl kadar ilerisine gidelim, 2001'de Üzeyir Garih cinayeti için ortağı İshak Alaton televizyonlara ne söylemişti?

"O gün Garih dul bir kadına vermek üzere yanına 10,000 dolar para almıştı" - İshak Alaton

Bilmeyenler ve balık hafızalılar için buyrun: Link , Link

Ardından İshak Alaton bu sözün bir şifre ya da bir mecaz olmadığını söyledi televizyonlara. Ne hikmetse Üzeyir Garih, öldürüldüğü gün gerçekten ismi bilinmeyen bir "dul kadına" yardım edecekmişmiş İshak Alaton'a göre.

He canım.

Görürsem söylerim.

Bu biraz Süleyman Demirel'in masonken "mason değilim" demesi türünden bir inkâr olmuş.

İshak Alaton'un bu sözleri ayan beyan mason biraderlerine bir çağrıdır. Masonik bir paroladır.

Yani diyeceğim o ki beyler bayanlar, karanlık işler dönüyor bu ülkede ve dünyada. Her şey dışarıdan görüldüğü gibi değil bu hayatta. Bu ülkede ve dünyada etkin bir masonluk var.

Üzeyir Garih cinayetiyle ilgili onlarca şey söyleniyor, hangisi doğru bilmiyorum. Fakat emin olduğum tek bir şey var; tinerci velettir, dul kadındır, böyle kişilerle öldürüldüğü gün işi olmadı Üzeyir Garih'in, bunlara inanacak kadar aptal olmayın. Dış kaynaklı, çok derin bir mevzudur Üzeyir Garih cinayeti.

Bugüne kadar bu blog'da sizlere anlattığım her şey puzzle'ın parçalarıydı.

He onlarca değişik konuya değindim, yüzlerce sayfa yazı yazdım. Bu kadar konuya tamamen hakim olmama, ve dediklerimin tamamen %100 doğru olmasına pek olanak yok, her ne kadar büyük çoğunluğu doğru ve gerçek de olsa anlattıklarımın, illa ki yanılgıya düştüğüm konular olmuştur bugüne kadar ve olacaktır da... Bunu sizlere defalarca söylüyorum... Ben de sikindirik bir herifim sonuçta. Fakat siz anlattıklarımı alın, kendi bilgilerinizle karşılaştırıp süzgecinizden geçirin ve yanlış gördüğünüz puzzle parçasını yenisiyle değiştirin.

Ben sadece gözlemlediklerimi bir araya getiriyorum size yardımcı olmak için. Benim dediklerim ne ayet, ne yasa, ne de kanun...

Fakat pusuda bekleyip 1-2 hatamı görüp de tüm anlattıklarımı topyekün çöpe atmayın. Tümevarım denilen şey öyle yapılmaz sevgili sığırcım, baya bi götünden anlamışsın meseleyi sen. Bu kadar önyargılı bir öküz olmayın.

Bazı zavallılar var ki onun için bir avuç yazıdan ibaret olan sanal bir karakteri, kendi sikindirik dünyasında büyütüp hırsla binbir bok atma çabasına giriyor, "komplo teorisi bunlar, götünden uyduruyor bu adam" diyor. Ey her şeyin en iyisini, en doğrusunu bilen kibirli zavallı, sana yemin ederim ki bu anlattıklarımın yalan olmasını senden 50.000 kat daha fazla yürekten isterdim ben.

Fakat değil.

Bu amına kodumun dünyası o kadar da toz pembe değil.

Götü boklu sevgilin bile seni aldatabiliyorken, düşün bu dünyayı yönetenler veya yönetme arzusunda olanlar seni kaç defa aldatmışlardır. Bir düşün, azcık çabala. O sikindirik beynini azcık zorla. Zorlamana gerek de yok aslında, her şey sere serpe önünde açık.

Zaten gerçek denilen şeye ulaşması o kadar da zor değil, sadece onu kabul etmesi zor.

Bak misal, sikimsonik bir sosyolojik saptamada bulunayım size ehehe.

Youtube'da FarhanK501 adında yabancı bir eleman var, tanımam etmem, fakat muazzam tespitleri vardır kendisinin Illuminati ve filmler ile ilgili. Illuminati ile ilgili en fazla hit alan video'lar bu arkadaşa aittir zira dediğim gibi kaliteli işler yapıyor takip edebildiğim kadarıyla.

Şimdi bakın, bu arkadaşın kıytırık Hollywood filmlerinin sahnelerinden derlediği bir video'su vardır, milyonlarca kişi seyretmiş. Bu video'nun beğenilme ve beğenilmeme oranlarına bir bakın.

Gördüğünüz üzere çeşitli semboller yakalamış (piramit - göz) ve bunları derlemiş. Sağ alt köşedeki bar gördüğünüz üzere neredeyse tamamen yeşil, yani 15.000 kişi beğenmişken buna karşılık sadece 1.500 kişi "siktir lan" deyip beğenmemiş bu video'yu. Beğenilme oranı 10'a 1 yaklaşık olarak.

Bu da birçoğumuzun severek izlediği, yetişkinlere hitap eden Family Guy adlı çizgi dizide yakaladığı sembollerden oluşan bir video (rafta soldaki yeşil kitaba bakın, Dawkins'e sonra değinecem) . Ve şimdi de sağ alttaki bara bakın. Yarısı yeşil, yarısı kırmızı. Yani insanların yarısı beğenmiş, yarısı beğenmemiş bu video'yu.

Fakat her iki video'da da adamın gösterdiği semboller aynı?

Skindirik Nicolas Cage filmlerinde gördüğün semboller için "aa evet lan haklısın" diyorsun da, neden sevdiğin ve sürekli izlediğin bir dizide aynı sembolü görünce "siktir la gomplocu ehoeheoheo" diye öküze bağlıyorsun?

Arkadaşım sen gavat mısın?

Onu neden kabul edemiyorsun?

Bu kadar mı etiketçisiniz? Bu kadar mı korkaksınız? Ve en önemlisi bu kadar mı salaksınız?

İnsanlar Sünger Bob ve ayarındaki çizgi filmleri bile bu kadar sahiplenmişken, şu sikko'nun bu önyargılı gerzeklere karşı aslında ne kadar elinin kolunun bağlı olduğunu görebiliyor musunuz kaynatasızlar? Bu kadar kişiye bir şeyler anlatmış olabilmem bile aslında sevindiriyo beni, çünkü insanların durumu hiç iç açıcı değil. Ama olacak, kafasına kaka kaka izah edecez sığıra da.

Neyse konuya dönelim, Family Guy'daki sahnede kitaplığın ortasında Dawkins'in meşhur "Tanrı Yanılgısı" adlı kitabı var dikkatinizi çekmiştir. Onun hemen yanında da her şeyi gören göz beliriyor hemen.

Canını yediklerim, insanların inançları zerre sikimde değil, sizin de olmasın. Haddimize değil böyle bir şey. Fakat kulaktan dolma bilgilerle ve medyanın dolduruşuyla inancından soğuyan sığırların kafasına kafasına vurarak da olsa izah edin birtakım şeyleri, bu da sizin göreviniz. Belli başlı şeyleri tartıp, sorgulayıp, bir "tercih"te bulunmuş kişinin inancı üzerine tek bir söz etmedim ben bugüne kadar, etmem de. Fakat "abuu Dawkins ne diyür laa baksana" veya "Zaytgayst'ta anlatılıyür la bunlar, dinler yalan ehelereloy" diyen birikimsiz salakların ağzına sıçarım gördüğüm yerde. Siz de sıçın, yarasın. Zira o salaklar ilk gördüklerinden etkilenirler.

Dawkins denen adam Illuminati'nin elemanıdır demiyorum, nereden bileyim anasını satayım. Fakat Dawkins'in yaptığı ateizm propagandası bu "aydınlıkçı" kişiler tarafından desteklenir. Doğrudan ya da dolaylı bir şekilde desteklenir muhakkak...

Bizim Ufocu Haktan 5-6 tane TIR ile Türkiye'yi gezecekti mesela, belki geziyordur da şu an. Nereden geliyorsa bu paralar?

Onların değirmenlerine su bir şekilde iner sürekli, desteklenirler... New Age'ciysen eğer, arkandan ittiren olur muhakkak...

Şimdi bakın, bu UFO mevzunu nerelere bağlamaya çalışıyorlar bir görelim. Şu 2 dakikalık video'yu muhakkak ama muhakkak boş bir vaktinizde seyredin, sevgili Dawkins bizleri kimin yaratmış olabileceğine dair fikir yürütüyor. Ateistseniz bile lütfen önyargısız bir şekilde değerlendirin şu video'yu, Dawkins sizin peygamberiniz değil, körü körüne savunmayın şu herifi:


Dawkins insanın ve dünyanın oluşumunu şöyle açıklıyor:

"Bundan çok uzun zaman önce, evrenin herhangi bir yerinde bir medeniyet, Darwin'in teorisinde öne sürdüğüne uygun olarak çok yüksek teknoloji sahibi olacak şekilde evrimleşmiş olabilir ve bir hayat formu dizayn edip dünyamızdaki yaşamın tohumlarını atmış olabilirler."

Ahahahahahahahahahhahahahahahahahhahahahahahahhahahahahaha.

Okudunuz mu?

Aynen aktardım söylediklerini, virgülüne dokunmadan....

80 IQ'lular için özetini geçeyim, diyor ki "uzaylılar bizi yaratmış olabilir".

Doğrudur, mesela beni Kripton gezegeninden XY-230 Aleyhisselam yarattı, kendisi çok mübarek bir uzaylı efendidir. Sirius'u ikiye yarmıştır vakti zamanında.

Olum, ehehe dur ciddi yaklaşayım konuya. Ama benim sorum o değil ki? Hadi insanı uzaylılar yarattı diyelim (yok öyle bir şey de, mesela diyelim), lan peki uzaylıyı kim yarattı arkadaşım lan? Bu işin İLK çıkış noktası neresi?

İnsanı uzaylı yarattı, uzaylıyı başka bi uzaylı yarattı, onu da başka bi uzaylı yarattı... Bunları sıçıyor sevgili Dawkins.

Bu nedir bilir misiniz? Yere kül tablası düşer, elektrik süpürgesini açıp o pislikleri temizlemek zorunuza gelir de halının altına saklarsınız o pislikleri. Ertelersiniz.

Aynı şey. İnsanı uzaylı yarattı, onu da uzaylı yarattı, onu yaratan uzaylıyı da başka bir uzaylı yarattı, onu da, onu da, onu da...

Uzaylı tanrılar demek he... Vay anasını ya.

Anladın mı neden kıçımı yırtıyorum burada sürekli aman New Age'e dikkat edin, aman UFO yalanlarına kanmayın diye... Hepsi birbiriyle ilişkili bu bokların, hepsi. Bugüne kadar onlarcasını anlattım size New Age ve UFO başlıklı yazılarda...

İstediğiniz şeye inanın, size yemin ederim ki kaç tane ateist arkadaşım olduğunu tahmin bile edemezsiniz, birisiyle arkadaşlık kuracakken en son aklıma gelen şeydir o kişinin dini, yeminler ederim ki... Fakat kanmayın be canolar. Dawkins belki kendi halinde bir bilim adamıdır, fakat Tanrı'nın var olma olasılığını "bu hiç hoş olmayan bir olasılık" şeklinde değerlendiren, kibiri içinde boğulmuş birisidir.

Şimdi Dawkins çok böyle şey ya, elit, cool, aydınlıkçı ya, ona giydirdim diye ayaklanacak ekşiciler ehehe. Lan hırbo, bilimsel olduğunu ileri sürdüğün adam bizi uzaylılar yarattı, o uzaylıyı da başka uzaylı yarattı diyor. Enteresan mısınız lan siz? Bu mu bilimsel? Şu dediklerini peygamber söylese "noluyoruz hacı" derim ben, yemişim Dawkins'ini.

Eyvallah şu koca evrende yalnız olmayabiliriz, fakat yok uzaylılar bizi yarattı, yok Ufo'larıyla gelip dünyaya iniyolar, çok zekiler bize yardım ediyolar... Bi sakin olun la. What the fuck is going on here amına koyim?

Yani diyeceğim o ki, okuyun kitaplarını fakat etkisinde kalmayın, "AHA İŞTE BU" diye üstüne atlamayın. Ben bunu kendi yazdıklarım için bile söylüyorum kendime torpil geçmeden, elin ne idüğü belirsiz herifleri için hayli hayli söylerim. İstedikleri kadar profesör olsunlar, akademisyen olsunlar... Körü körüne kimseye inanmayın.

Zaten kendinize zıt gördüğünüz kişileri veya yazıları özellikle okuyun. Asla tek bir fikri savunanları okumakla yetinmeyin.

Ulan şu insan bedeni bile tek tip beslenmeyle gelişemezken, sizce beyniniz tek tip fikirlerle sağlıklı bir şekilde gelişebilir mi?

O yüzden okuyun, ilginizi çeken, çekermiş gibi olan, her şeyi okuyun, fakat etkisinde kalmayın. Doğrularını alın, yanlış gördüğünüz yerde dur deyin. Kabullenmeyin. Başkaları size en fazla "yol" gösterebilirler, fakat işin gerisi tamamen size kalmıştır. Başkalarından medet ummayı bir kenara bırakın, azıcık güvenin götünüze.

Neyse fazla muhabbet ettik, konuya dönelim.

Neden "din" üzerinde bu kadar fazla durduğumu soruyor bazı arkidişler. Dinle ne alakası var olum sen konuyu anlat diyollar bana.

İyi de hacı, tüm konu din zaten?

Siz porno film seyrederken sevişme sahnelerini atlıyor musunuz? Hamama gidip yıkanmadan mı dönüyorsunuz?

Bu adamların paralarına koydukları mührü tekrar mı göstereyim?


1 Amerikan dolarında bulunan bu piramidin hemen altında "novus ordo seclorum" yazar. Latince "yeni SEKÜLER dünya düzeni" demektir bu.

Sekülarizm ne demektir? Dinlerin yok sayılmasıdır. Laiklik değildir sekülarizm, buna dikkat edin, aptal olmayın.

Peki sizce bu adamlar kafa yapısı olarak seküler midir? Daha da beterlerdir.

Bu adamların tüm amacı "saf" semavi dinleri dünya üzerinden kaldırmak, new age fikirleriyle onları yozlaştırmaktır. Bu adamlar "din"i tam karşılarına almışlardır ve dine savaş açmış durumdadırlar. Bu insanlar din yokmuş gibi davranmıyorlar, semavi dinleri tam karşılarına alıyorlar. Zira kendilerine has bir dinleri de mevcut zaten.

Bu insanlar pagan inancına sahiplerdir ve Lucifer'a taparlar.

Bohemian Club'ın varlığı artık bir sır değil. Tam 1870'den beri yılın belli zamanları toplanıp Bohemian Grove'da pagan ayinleri yaparlar. Bohemian Club'a üye olan ünlüler arasında Bush ailesinden, Roosevelt'a, Nixon'a birçok ABD başkanı, birçok siyaseti, birçok ünlü bulunmaktadır. David Rockefeller da tabi... Üyelerinden bazıları referans ve kaynaklarıyla beraber burada: http://en.wikipedia.org/wiki/List_of_Bohemian_Club_members Bu liste %100 doğru olmayabilir, fakat 2 eksik 3 fazlasıyla doğrudur.







Buyrun bakın internet'ten, Bush'un ve Clinton'ın kendilerine Bohemian ritüelleriyle ilgili sorular geldiklerindeki "eeööö... şey..." tavırlarına bakın, kendi gözlerinizle görün.

Bu Alex Jones adlı gazetecinin aralarına sızarak çektiği Bohemian Club ayini görüntüleri:  http://www.youtube.com/watch?v=IDWG4-cTjms&feature=related

Bu dönemin ABD başkanı Nixon'ın, Bohemian ritüellerinde homoseksüel ilişkileri itiraf ettiği bir telefon kaydı, %100 gerçek bir ses kaydı: http://www.youtube.com/watch?v=dPb-PN9F2Pc

Bu Clinton'ın Bohemian Club'a üye olup ayinlere katıldığını iddia eden bir vatandaşı basın toplantısında salondan attırdığı video'nun görüntüleri (sığır salon kahkahalarla alkışlıyor tabi Clinton'ı): http://www.youtube.com/watch?v=kP3cQDitQEU

Bu da yine Bill Clinton'ın ağır zihin kontrolü altındayken kuliste kayda takılan görüntüleri. Fazla İngilizce gerektirmez, gözlerinizle görün: http://www.youtube.com/watch?v=m-pzqMUTyfI&feature=related





Konuşmalarını da dinlediniz mi? Zihin kontrolü altında video'ları bulunan Anna Nicole Smith ve Britney Spears'tan EN ufak bir farkı var mı hareketlerinin? Size kameralar önünde gösterdikleri kişiler birer kukladan ibarettir. Bu adamların kendi başlarına karar alma yetkileri yoktur. İradeleri yoktur. Kararları devletler üstü güçler verir, Rothschild verir, Rockefeller verir, elit ve dünyadaki paranın büyük çoğunluğuna sahip olan aileler verir.

Bill Clinton'ın eşi Hillary Clinton tüm bu olayların arkasında oldukça aktif rol oynar. Şu an bile ABD dışişleri bakanlığı görevini o yürütüyor.

Illuminati kart oyunlarındaki kartlardan 2 tanesini göstereyim mi? Bill Clinton'ın ağır zihin kontrolü görüntüleri, eşi Hillary'nin tüm bu olayların perde arkasında ve perde önündeki etkinliğiyle birleştirin bu görüntüleri bakalım nasıl bir sonuç çıkaracaksınız?




Tasma? Bill Clinton? Zihin kontrolü? Kukla?

Garip olaylar bunlar.

Gelin gelin, siktir edin kartı kurtu şimdi, Bohemian Club'ın sembollerini nerelere sıkıştırdıklarına bir bakalım.

Bu Bohemian Club'ın amblemidir:

Sembolleri baykuştur, inci sözlük muhabbeti yapmayın lütfen, bayarsınız.

Bu masonik sembollerle dolu 1 ABD dolarındaki saklı baykuş sembolü.
Bu da yazının başında anlattığımız Ufo İfşa Kampanyasının medya vasıtasıyla duyrulmasını sağlayan ABD Milli Basın Kulübünün sembolü. Baykuşu görüyorsunuz sanırım, el sallıyor size oradan. Ve 1908'de kurulan National Press Club'a, Roosevelt'tan itibaren TÜM ABD başkanları ziyarette bulunmuş, desteğini eksik etmemiştir. Binası ise Washington'daki Beyaz Saray'ın yanıbaşındadır.


Baba George Bush, National Press Club vasıtasıyla bir basın toplantısında. Arka plana kutsal baykuşlarını koymayı eksik etmemişler.

Daha önce Washington'ın masonik ve luciferian semboller ile inşa edilmiş bir şehir olduğundan bahsetmiştim. Şimdi bi sigara yakın, ya da derin bi nefes alın.

Washington'da bulunan ABD hükümet binasını ziyaret edelim mi? Gelin la gelin, olmadı zillerine basıp kaçarız ehehe.

Nedir bu? Daha net olanına bakalım istersen?
Baykuş güzel evladım, baykuş. Temsili pagan tanrısı.

Photoshop olduğunu mu düşünüyorsun? Ey evine ADSL internet taktıran babasının ağzına sıçtığımın çocuğu, al kendi gözlerinle Google Earth'ten gör al: http://maps.google.com/maps?ll=38.889719,-77.000278&spn=0.01,0.01&t=h&q=38.889719,-77.000278

Bohemian ayinleri, az yukarıda gösterdiğim üzere büyük baykuş heykelleri önünde gerçekleştirilir.


Elitler arasında onu kutsal sayanları vardır.
Ve eskilere dayanan pagan bir öğretidir.

Kökeni Amon döneminde uğruna çocuklar kurban edilen güneş tanrısı Moloch'a kadar uzanır.

Aynı paganlık, aynı şeytanilik, hala devam ediyor...

Sen istediğin kadar görmezden gel, reddet, bu anasını siktiğimin hayatı "gerçek"lerle dolu güzel evladım.

Dünyayı bir avuç hasta ruhlu luciferian yönetiyor ve malesef gerçek de bu.

Kaç delil daha lazım?

Artık bu iş bir "inanıp inanmama" mevzu değil, iş çıktı ondan. Tüm bunlar önünüzdeki ceviz ağacı kadar GERÇEK.

Artık bunları göz göre göre reddetmek, dünya üzerinde böyle bir oluşumun var olmadığını ileri sürmek, sığırlıktan da öte embesilliktir.

Kendine gel artık Allah'ın cezası, kendine gel. Gör gerçekleri, ya da zaten görmekte olduğun o gerçekleri kabul et artık. Sen kendi sikindirik ruhsal bunalımların ve iç hesaplaşmalarınla uğraşırken ananı sikiyor bu herifler yüzyıllardır, göster artık tavrını. Para kazandırma bu heriflere, alma ürünlerinden, seyretme onların kanallarını, dinleme bu herifleri. Ve en önemlisi, uyar yakınlarını.

Lütfen artık mal olma, lütfen.

Sen mal olursan o mala vuran çok olur.

Lütfen lan.

Siz üzerinize düşeni yapın, gerisi gelecektir. Olmadı iyilik yapın denize atın, asla insanlara yaranmak için yapmayın bunu. Kendiniz için yapın. "Niye çabalıyorum ki, ne yapabiliriz ki, zaten beni dinlemiyorlar." demeyin, bok yesin onlar.

Bana da "niye uğraşıyorsun" diyorlar, çok hem de. Bir yardımları dokunmadığı gibi bir de böyle sikim sikim konuşuyorlar evet. O zaman alın, size hayat felsefesi edineceğiniz bir söz, bir ayet:

"İçlerinden bir topluluk şöyle dedi: "Allah'ın helâk edeceği yahut şiddetli bir azapla azaplandıracağı bir topluma ne diye öğüt verip duruyorsunuz?" Dediler ki: "Rabbinize karşı bir mazeret/özür olsun diye ve bir de korunup sakınırlar ümidiyle."" - Araf, 164.

En azından günün sonunda "ne yaptım" diye dönüp geriye baktığınızda kendinize ve inançlıysanız Allah'a sunabileceğiniz bir mazeretiniz olsun.

Sikinizde değilse, olmayanlara sesleniyorum, Selin Facebook'ta şarkı paylaşmış, gidin altına "cnm harikasn yaaa bayılıyorm ben de bu grubaaaa :)))))" yazın.

Verir belki.

Kurtuluşa erersin o zaman.

Hadi siktirin gidin şimdi sığırlar, hadi.

Anlatacağım çok şey kaldı kaynatasızlar ama ömrümüz yeterse bir sonraki yazıya artık... Sevgilerimle.