Okunması şart makaleler:


Bir Başka Din: Tasavvuf kitabı çıktı; internet'ten sipariş etmek için kitapyurdu link'i.

9 Eylül 2017 Cumartesi

Hadisler Olmadan Nasıl Namaz Kılacağız?

Kaynataya selamlar.

Allah nasip ederse mezhep ve hadis konulu uzun bir yazı yazmak istiyorum, tabi hazırlığı çok uzun sürecek, şimdilik ezber bir şekilde çok sık sorulan "Hadisler olmadan nasıl namaz kılacağız" sorusuna dair kısa ama öz bir tespitimi paylaşmakla yetinecem.

Esas soru hadisler olmadan namazın nasıl kılınacağı değildir, esas soru, hadisler varken namazın nasıl kılınacağıdır. Nasılını izah edeyim;

Namaz hadislerine göre kombinasyon hesabıyla on binlerce (muhtemelen daha da fazla) farklı namaz çeşidi yaratmak mümkün. "Resulü şöyle yaparken gördüm" ve "Hayır ben de resulü böyle yaparken gördüm" gibi birbiriyle zıt olan ya da namaza hariçten yeni bir kural ekleyen rivayetleri ve bu namaz hadislerinin sayıca epey fazla oluşunu göz önünde bulundurursak yaratabileceğimiz farklı namaz sayısını varın siz düşünün. Her mezhebin namazında farklılık olması da bu sebeptendir. Her mezhepten Müslümanın katıldığı Hac'da kılınan namazlarda da insanların kıyamdaki duruşlarında veya rükuya eğilirken yaptıkları el hareketlerinde bu farkları görsel olarak toplu şekilde fark edebilirsiniz (namaz içinde okunan dualar, nerede tekbir getirileceği, kaç rekat namaz kılınacağı vb gibi hususlar da var tabi, fakat ben sadece Hacdaki görsel şölenden bahsediyorum ehehe).

Peki bu kadar farklı namaz hadisi ve rivayeti arasından, mezhepler neye göre doğru namaz şeklinin kendilerininki olduğuna hükmetmişler? "Bu güvenilir adamdır, bunun naklini doğru kabul edelim" diyerek o rivayeti nakleden kişiye göre karar verilmesi sahih hadislerin seçimindeki yöntemlerden biridir, zira hadislerin sahih kabul edilmesinde ravinin kişiliği ve insanlar arasındaki namı önemlidir. Hatta en güvenilir hadisçi kabul edilen Buhari, Hanefi mezhebine ismini veren Ebu Hanefi'den (İmam-ı Azam) bir sapık olduğu gerekçesiyle hadis kabul etmemiştir (Evet Hanefi mezhebinin en güvenilir hadisçisi, mezhebin kurucusu için sapık der). "Bu güvenilir adamdır, akıllı adamdır" ya da "bu adam güvenilmezdir" gibi son derece göreli özelliklerin bir raviye atfedilmesinde de muhakkak dini görüşçe veya siyaseten ulemaya olan yakınlığı ya da muhalifliği etkili olur, hele hele kabile kültüründen geldiği için akrabalığa dayalı insan ilişkilerine çok önem veren Araplar arasında...

Kısacası, namazı hadislerden öğrenmedik. Sahih olan tüm hadisleri doğru kabul ederek namaz kılmak mümkün değildir (kıyamdayken ellerini aynı anda hem göğsünde birleştiren, hem göbeğinde birleştiren, hem de ellerini sadece olduğu gibi yanlara salabilen mümin bir ahtapot varsa orasını bilemem).

Hadislerden "usul" adı altında her ne kadar kendilerince uzun uğraşlar verseler de en nihayetinde "keyfekeder" seçimler sonucu her mezhep kendine bir namaz şekli belirledi.

Kuran, namazın farzlarını A'sından Z'sine kadar belirler ki Kuran'da olmayan şey zaten farz değildir. Allah "zina yapmayın" dediğinde hiç kimse zinanın ne olduğunu anlamak için falanca kaynağa başvurmaz, zinanın ne olduğunu zaten bilir. Fakat nedense Allah "kıyamda durun" dediğinde tüm millet "Allah Allaaaah, kıyam da ne ola ki, peki ellerimizi napacağuk, ayaklarımız kaç santim aralık olsun" diye tıpkı Bakara suresinde bahsi geçen lüzumsuz detaylarda kaybolan Yahudilerin yaptığını yapar. "Allah'ın huzurunda kıyamda dur" demiş di mi sana Kuran, ayakta dur işte, aklı başında insan pişmiş aşa su katmaz.

Hadis çöplüğünü karıştırıp o kadar namaz şekli belirleyen fakat aynı hassasiyeti nedense Kuran'daki namaz ayetleri için göstermeyenlerin bilgisine...

Kaynataya selam.

Not: Kuran ayetlerine göre namazın nasıl kılınacağı burada anlatılıyor, farzlara uyduktan sonra gerisi hikaye.