Okunması şart makaleler:

Tasavvuf ve Tarikatlardan Yeni Dünya Dinine: Bölüm 1 ve Bölüm 2
Komünizm, Kızıl Devrim, Sovyetler Birliği ve Şirketler
İnsan, Din ve Kuran
Bu da amme hizmeti: Okunması Gereken Kitaplar Listesi

Bir Başka Din: Tasavvuf kitabı çıktı; internet'ten sipariş etmek için kitapyurdu link'i.

YENİ: Youtube'daki hodor hodor konuşmalarım için buradan alalım.

14 Nisan 2012 Cumartesi

Yalnızlık

Bayramda akraba ziyareti, bir çocuk için pek de zevkli bir aktivite değildir.

Fakat o ilk bayram koyar.

Normalde görmen gereken insanları görmenin gerekmediği, sadece telefonundaki herkese toplu bir şekilde gönderilmiş olduğu sonundaki ad soyaddan belli olan iğrenç bayram mesajları dışında, bayram olduğunu anlamadığın o ilk bayram günü koyar. Akraba ziyareti denilen şey yine sıkıcıdır ama sanki bir zorunluluk olmaktan çıkmıştır artık o senin için, eh sen de yapmazsın artık.

Biryerden sonra tercih meselesi olur bu.

Evde geçirilen yılbaşına dönüşür, cuma gecesi çıkmak falan çoktan silinmiştir hayatından. O günün doğumgünün olduğunu sana bir başkası hatırlatır, öyle bir adama dönüşürsün.

Önceden gittiğin mekânların önünden tiksintiyle geçersin. Bir şeyler yaşadığın bir insanla takıldığın biryerse orası, o biraz sızlatır içini sadece, o da özlediğinden değil, anıların güzelliğindendir.

Önceden en sevdiğin yemek olan yemeği yerken aklından "bitse de sigaramı yaksam" geçer.

Susarsın, mutfaktan su almak için çişinin gelmesini beklersin, ikisini de aynı anda aradan çıkarayım diye.

Telefon çalar, açmazsın.

Kapı çalar, onu da açmazsın, yatakta mayışmışsındır. Sonra apartman seslerini dinlersin, "hay amına koyayım asansörle yukarı çıkıyolar, sike sike açacaz bu sefer kapıyı" diye iç geçirirsin. Sonra başkasının zilinin çalındığı duyunca sevinirsin "iyi lan bana değilmiş" diye.

Bazen konuşasın gelir, 40 yıldır konuşmadığın veya hiç tanımadığın birine anlatırsın belki "o tepki"yi alırsın diye, alamazsın. Cezve nedir bilir misin sen?

Sigara almaya inmek de zor gelir, sırf motorcu çocuk gelirken sigara alsın diye yemek sipariş edersin.

Odanın ampulü mü patladı? Siktir et balkonun ışığıyla idare edersin, o da patlayınca ikisini birden değiştirirsin artık.

Bazen bir şans verirsin, zorlarsın. Ama yok be oğlum, baksana adam "proje, aktivite, kariyer" diye konuşuyor. Bitmiş o, Saylon galaksisinden biri o senin için, zorlama. Senin o bahar sıcağında çift katlayıp taktığın atkına sıçayım, hıyar herif.

Kahve veya bira içilen, salata yenilen mekânlar senin için artık cehennemdir, katlanamazsın. Bak şu kafasındaki mor şapkası ve elindeki IPad'iyle etrafa poz veren Ayşe'ye sen, sanki 2 saat önce evde amını karıştırmıyormuş da İngiliz Kraliyet Ailesi'nden Sophie'ymiş gibi nasıl da rol kesiyor.

Suçlama ama onu, hakkın yok. Sen de rol yaptın öyle yıllarca. Şu an 35 yıllık mapusundan yeni çıkmış ve 1 saatliğine gözaltına alınmayı bile kaldıramayan Eşkiya Şener Şen'sin sen, o daha bitirim Uğur Yücel, yolu var onun.

Facebook mu? O eğlendiğini ve süper biri olduğunu belirtme çabasındaki iğrenç tiyatrocuları görmemek için çoktan kapatmışsındır.

Seni görmek isteyenler bile evine gelir anca. Bir kız arkadaşın, muhabbet kuşunu bu kadar içten sevişini görünce kıskanır, hayıflanır. Eh, en masum kadın odur hayatındaki. Kadın da değil lan, tek başına kafeste kızcağız yazık. Bi ara koca almak lazım buna. Dışarda öten kuşlara vik vik diye cevap vermeye çalıştığını görünce de salasın gelir, fakat salsan 2 saate öleceğini bilirsin. Onu da yapamazsın.

Eğilip ayakkabı bağcıklarını bağlamak bile zor gelir, ayakkabı çekeceğiyle zorla giyersin o sımsıkı bağlı ayakkabıyı.

Bir gün yolda bir simitçi düşer bayılır önünde, nöbet geçiriyordur. Ağızdan köpükler, kaskatı kasılmalar, etrafa dağılan simitler falan. Rol yapmıyordur, zira aşinasındır "nöbet" denilen olaya ve aynısıdır o gördüğün. Zaten o kadar iyi rol yapıyorsa, yarın öbür gün Zeki Demirkubuz keşfeder o adamı anasını satayım. Neyse, kendine gelir o adam yavaştan. Herkes bağıra çağıra "soğan getirin, kolonya getirin" diye sikindirik tavsiyeler verirken sen bir şeyler söylemeye çalışan simitçiyi dinlemek için eğilirsin, "ilacım" der. "Nerede" diye sorarsın, hani cebindeyse vereyim ağzına diye, kısık sesle "bitti" der. Ayağa kaldırırsın, biryere oturtursun, "ne kadar senin ilaç" diye sorarsın, o da yine kısık sesle ve utançla "80 lira" der. Senin cebinde de 2 tane kağıt para vardır, tekini sıkıştırırsın cebine ve birkaç dakika daha beklersin orada, acaba demin Akut ilkyardım ekibi kesilen "soğan, kolonya, zart zurt" diye gürleyen tayfa bir şey yapacak mı diye. 2 lira bile vermezler. Sen o sırada öbür parayı da mı versem diye kendini yersin, ama yol parandır o da senin. Sen yol paranı veremeyişine cesaret edemediğinden kendini yiye yiye oradan uzaklaşırsın, arada da dönüp arkana bakarsın başkaları da 2-3 kuruş sıkıştıracak mı adamın cebine diye. Yapmazlar.

Kıyamazlar.

Dolmuşta bile yalnız kalmak için en öne oturursun boşsa, ama dua et şöförün muhabbeti leş olmasın. Gidene kadar onun "bak ibneye bak sinyal vermedi, abi bu hayatta her şeyi görürsen delirirsin" isyanlarına zoraki tebessüm et sonra.

Eve girersin, buz gibidir, bomboştur. Açık unuttuğun ışıkları söndürürsün önce, genelde en az iki tanedir.

Sabah olur, erken uyandıysan ve uykun da hiç kalmamışsa, yine de zorla uyutmaya çalışırsın kendini. O amına koduğumun rüyalarını saymazsan bi tek uykudayken rahattır kafan. O rüyaların da anasını sikeyim zaten, eskiden yüksek biryerden düşünce ya uyanırdın ya da rüyan biterdi. Bu sefer gövdesinden kopan kafalar, kanlar, dağılan bağırsaklar görürsün. Gel de devam et güne.

Leş gibisindir, duşa girmemek için dünyanın en gereksiz işleriyle oyalanırsın.

Telefona rastgele bir numara yazarsın, sonu tek sayıyla biterse duşa gireceksindir, çift sayıyla biterse bi 10 dakika erteleme hakkın olacaktır. Tek gelir amına koyim, ama bu sayılmaz, çift gelene kadar bi daha denersin.

Öğlen 5'te haftalardır değiştirmediğin telefon alarmı çalar, artık neye yetişip uyanmak için öğlen 5'e kurduysan alarmı? İnsan dediğinin alarmı sabah 8'e kurulu olur.

Fakat neyi öğrendim biliyor musun kaynatasız? Öyle yılmayacaksın, doğru söyleyeni 9 köyden kovarlar vik vik diye hayıflanmayacaksın bu hayatta, gidip 10.sunu sen kuracaksın.

Onu da şuradan öğrendim.

Bu hayatta her şeyi tek başıma yaptım ben, resim ödevlerim hariç, küçükken bir tek onu babama yaptırırdım angarya geliyor diye. Boktan bir lisede okumuş olduğum için ders saati dolsun diye son seneye bile resim dersi koymuşlardı. Normalde babam yapardı ya resim ödevlerimi, beni resim çizerken görünce "bak ya nelerle uğraştırıyorlar çocukları" dedi, hani sınava hazırlanmam gerekiyor ya, onu demek istiyor. "Çekil çekil" dedi, aldı kalemi sağ eline, ama sağ kolu tutmuyordu. Tümör sol tarafta olunca vücudun sağ tarafı çalışmaz moruk. Sağ eline yerleştirdi kalemi, sol eliyle sağ kolunu tutup hareket ettirerek çizmeye çalıştı. Baktı öyle olmuyo, sol elle çizmeye çalıştı. Çizdi de. İlkokuldayken kendim yapardım resimlerimi, fena da çizmezdim hani, öğretmen resmimi panoya asınca sevinirdim. Eh tabi o zaman lise sondasın, "hoca resmimi seçti ehoeho" diye bir durum yok, olsa da nedir yani, ama o gün çaktırmadan herkesin resmiyle kıyasladım babamın resmini. En kralı onunkiydi. Eski karikatüristti lan, boru mu?

O resmi çizdi, hiçbir şeye aldırış etmeden, şikâyetçi olmadan, zorlana zorlana çizdi. Zira o, onun yapması gerekeniydi onun için, normalde o yapardı, yine yapmalıydı.

Bu hayat bir mücadele ve sabır yeri kaynatasız.

Fakat o mücadelen başkalarıyla olmasın, onların değer yargıları da, amaçları da, hayalleri de bambaşka.

Gelecekte 3-5 sene adam yerine konulabilme ihtimali uğruna bütün bir ömür göt yalamayı, eyvallah çekmeyi kabul etmiş onlar.

Ve mazeretleri de "ne yapacaksın, neyi değiştirebilirsin" gibi saçmalıklardır onların. "Ne yapsak, nereye gitsek" diye mal mal dolanan ve birisinden bir teklif gelmeseni bekleyen kararsız arkadaş grubu gibidirler onlar.

Dünyayı değiştirmeyeceksin, değiştirebildiğini değiştireceksin. Gücünün sınırlarını bileceksin.

Doğum günümü unuttum evet, kendim için bir şey yapasım yok bu aralar. Fakat bu amına koduğumun blog'u sanırım bugünlerde 1 yaşına girdi veya girecek, onu unutmadım bak.

Burada yazmış olduğum her bir satır, her bir cümle, her bir kelime; sahip olup da kaybetmenin ne demek olduğunu bilenlere, sahip olamadığından bok atmak yerine sahip olabileceği halde reddedebilme büyüklüğünü gösterebilenlere, yalnızlara, sesi çıkmayanlara ve O'ndan sabır dileyenlere adanmıştır.

Hem de her bir kelimesi.

Selametle.

16 yorum:

  1. Yorum yok, mail'den sövün, geç de olsa cevaplamaya çalışırım.

    YanıtlaSil
  2. bir sürü şey söylemek istedim bu yazı üzerine... ama söylenebilecek her şeyi söylemişsin... yüreğine, hissettiklerine ve hatta hissettirdiklerine sağlık...

    YanıtlaSil
  3. eline yüreğine sağlık usta

    YanıtlaSil
  4. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  5. Sahiptim kaybettim. yalnızım. sahip olabilecekken redettim. Herşeyi biliyorum ama hiç bişey bilmiyorum. Sessizim. Susuyorum. . Sabrediyorum. BekliyorumBilmiyorum ama neyi beklediğimi.

    YanıtlaSil
  6. ya sikko dağıttın beni arkadaş ya...

    YanıtlaSil
  7. yalnız olan insan hissedemez bunu.
    diğerleri ile iletişim içinde olmak yalnız olmamak
    anlamaına gelmez.tamamen sıyrık bir duygudur
    açıklamasıda bir hayli zordur.
    kendin dahil tüm gerçekleri kabullenemediğin
    zaman ortaya çıkar.hayatında yaptığın her şey , etrafındaki insanlar hatta sen bile anlamsızlaşırsın.
    kimse senin farkına vardığın şeylerden haberdar
    olmaz çünkü soyutlanmışsındır geride kalanlar
    bağımsızlaşır.
    ahlaki değerlerin , dinin , yaşama sebebinin ne için
    olduğunu gerçek olup olmadığını bilmemenin ızdırabını çekersin.
    neyim ben sorusuna cevap bulamazsın.
    oynadığın tiyatroda bir ailen karın çoocukların
    annen baban işin olabilir ama onlar yalnız olmanı
    engelleyemez.
    neyin doğru olduğunu bilememek her an bir rüyadan uyanırcasına hayatına son vermek istersin
    gerçekliğe uyanmak için ama cesaret edemezsin.
    yalnızlık var olanların senin gibi düşenememesidir
    her gün rol yaparak yaşamaktır daha doğrusu
    yaşayamamaktır.
    ulaşmak istediğin gerçeklik her neyse ona sahip olamamak varlığından bile emin olamamaktır
    yalnız olmak bir seçimde değildir bir
    seçilmişliktir.farkındalık kazanan her insan
    yalnızlaşır.
    yalnızlık fiziksel bağlamda
    değerlendirilmez.bulunduğun ortamda iletişime geçebileceğin birilerinin olmaması değildir yalnızlık
    böyle birinin hiç bir yerde olamayacağını bilmektir
    öğrendiğin her şeyin yaşadığın hayatın sadece
    senin olamasını düşünebiliyor olamaktır.
    etrafında insanlar dolanırken onların objeleşmesi
    tek bireyin tek benliğin sen olmasıdır yalnızlık

    YanıtlaSil
  8. "O günün doğumgünün olduğunu sana bir başkası hatırlatır, öyle bir adama dönüşürsün."

    vay amına koyayım bugün benim doğum günümdü sikko. yazının sonuna kadar ekranın sağ alt köşesindeki tarihe baktım arada bi. odaklanamadım. baştan bi daha okudum, tarihe bakmadan. ağladım ibne ağladım amk

    YanıtlaSil
  9. http://seninyalnizligin.blogspot.com.tr/
    İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR ARKADAŞLAR.

    YanıtlaSil
  10. günlerdir bu odadan sigara almak ya da sigara alabilmek için atmden para çekmek dışında çıkmıyorum. para çekme işini de bakkallar marketler bankalarla daha çok haşır neşir olmasın diye çekiyorum, nakit vereyim adamlara diye. günlerdir okula bile gitmiyorum, her ne kadar çok önemli dersler olsa da. kronolojik olarak yazdıklarını baştan sona kadar okumak istiyorum. en son bu yazına geldim işte. bundan önce de defalarca bana çok önemli şeyler hatırlatmış olsan da, hatta ağlatmış olsan da ilk defa bu yazında burnumun kemiğini sızlattın (direk nedir amk). bana bu duyguları yaşattığın için, yeni şeyler öğretip yeni bakış açıları yakalamama vesile olduğun için teşekkür ederim sana. sana olan dualarımı bu klavyeden etmek istemiyorum. iyi ki varsın hocam.

    ayrıca herhangi bir konuda bize, okuyucularına yani yoldaşlarına düşen bir şey olursa elimden geleni yapmaya hazırım. bilinçlendirme dışında. çünkü zaten onun için uğraşıyorum.

    YanıtlaSil
  11. Kalemine sağlık. Duygulandırıyorsun her seferinde..

    YanıtlaSil
  12. http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/turkiye/480957/Taksim_de_yere_dusup_herkesi_kandiriyor.html

    zamanın ötesinden yazıyorum ama sikko dediğin o simitçi bu olabilir mi kardeşim?Eğer öyleyse bir hayalkırıklığı daha olacak ama acı gerçekler işte.

    YanıtlaSil

Bu blog'a yapılan her yorum, o yorumun sahibini bağlar. Ayrıca makaram sarı bağlar.

3. şahsa hakaret olmadığı müddetçe asla yorum silmem. "Bu yorum yazar tarafından silindi" ibaresi, eğer o yorumu yazan kişi kendi yorumunu sildiyse çıkar.